İş Değişikliği Üzerine

Daha önceki bir yazımda belirttiğim üzere, 2018 yılının son aylarında hem iş hem de şehir değişikliği yapmıştım. Bu yazımda, iş değişikliği sürecinde yaşadıklarımı dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki iş değişikliği benim için hiç kolay olmadı çünkü eski çalıştığım firmada harika bir ortam ve oturmuş bir düzen vardı. Bu değişim, kesinlikle çalışma ortamı ya da herhangi bir memnuniyetsizlik sebebiyle alınmış bir karar değildi benim için. Aslında bu kararı, kişisel hedeflerimi gerçekleştirebilmem için atılmış bir adım olarak görüyorum. Süreçle alakalı olarak yazmak istediğim çok şey var ve bu yazıda ele almak istediğim konuları şöyle sıralayabiliriz:

1- Mezuniyet öncesi ve sonrasındaki iş hayatım,
2- İş değişikliği sürecim,
3- Yeni iş yerim hakkındaki ilk görüşlerim ve devam eden süreç.

Mezuniyet Öncesi ve Sonrasındaki İş Hayatım

MicroDestek’e (eski firmam) ilk adımımı stajyer olarak attım ve 2017 yılının yaz mevsiminin neredeyse tamamını orada stajyer olarak geçirdim. Daha sonrasında karşılıklı oluşan mennuniyetten dolayı, devam eden süreçte part-time çalışmam üzerine anlaştık. Bu arada üniversitede son seneme girdim ve aynı zamanda tezimi de MicroDestek tarafında geliştireceğim proje olarak yapmam konusunda karar aldık. Mezun olduğum tarihe kadar (26 Haziran 2018) part-time bilgisayar mühendisi olarak çalıştım ve üniversiteden mezun olduktan sonra da full-time (tam zamanlı) bilgisayar mühendisi olarak çalışmaya başladım.

Part-time çalışma sürecinde tamamen tez projeme (aynı zamanda firmanın bir ürünü) odaklandım ve ofiste bulunduğum zamanlarda hep bu proje üzerine çalıştım. Bu süreçte iş hayatından gerçekten çok keyif aldım ve mezun olunca farklı bir firmaya geçmeyi asla düşünmedim çünkü çalışma ortamımız çok keyifliydi ve herkes yaptığı işi severek ve zevk alarak yapıyordu. Unutmadan, üzerine çalıştığım proje, mobil cihazlarda kullanılacak bir uygulamaydı. Bu projenin, hem mobil hem de sunucu tarafındaki web servisinin geliştirilmesinde görev aldım. Full-time çalışma pozisyonuna geçtiğimde ise birçok farklı projenin alt uygulamalarının geliştirilmesinde ve yeni ürün olarak sunulan farklı projelerde görev aldım. Bir yandan da mobil uygulama tarafında gerekli olan geliştirmeleri ve hatalı alanların düzeltimesi üzerine de çalıştım.

Okul hayatından sonra iş hayatı gerçekten çok zevkli gelmişti çünkü akşam eve geldiğinde, ertesine güne yetiştirmen gereken bir ödevin ya da çalışmanı gerektirecek bir sınavın olmuyordu. MicroDestek’in sunduğu güzelliklerden bir tanesi de buydu, “iş, iş zamanı yapılır”. Muhakkak akşamları da çalıştığım oluyordu ama bu tamamen kendi tercihimdi, çünkü yaptığım işi, bir iş gibi değil de bir hobi gibi görüyordum, hala da öyle zaten…

İş Değişikliği Sürecim

Bir önceki başlıkta da belirttiğim gibi MicroDestek’i ve orada yaptığım işi çok seviyordum ama kişisel hedeflerim doğrultusunda bir şeyler yapma gereği duydum. Aslında bu “kişisel hedefler”, kariyer hedefi olarak değil, tamamen kendimi insani olarak geliştirmek üzerine koyduğum hedefler. Çok klasik olacak belki ama gerçekten para için çalışmak hiçbir zaman önceliklerimin ilk sıralarında olmadı. Önce, yaptığım işten zevk almayı ve bulunduğum ortamı sevmeyi hedefledim hep. Bu, yalnızca iş hayatımda değil, aynı zamanda bugüne kadar olan yaşantımda da benimsediğim bir düşünce. Bulunduğum herhangi ortamda veya yaptığım herhangi bir işte, öncelikli tercihim kişisel tatmin ve mutluluğum olmuştur. Neyse, “Ferrari’sini Satan Bilge”ye bağlamaya gerek yok, eminim hepiniz çokça okumuşsunuzdur bu tarz cümleleri. :))

Bahsettiğim gibi, kişisel hedeflerim vardı. Bunlardan bir tanesi ise olabildiğince farklı kültür ve insan topluluğuyla tanışmak üzerine. Bunu yapabilmem için temelde öne çıkan 2 farklı başlık var. Birincisi, eğitimle alakalı olarak yurt dışına gitmek ya da yurt dışında bir firmada çalışmak. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, yurt dışında okumak hele hele dolar’ın, euro’nun 5-6 lira bandında olduğu bir süreçte, gerçekten çok zor. En azından benim ve ailemin bulunduğu sınıf için bu böyle. Bu nedenle eğitim ile yurt dışına gitme planını direkt eledim. Elimde sadece yurt dışında çalışma imkanı kaldı ama bunu yapabilmek de yeni mezun bir kişi için bir hayli zor. Yurt dışından birkaç firmayla görüşmem oldu ama belli bir aşama kaydettikten sonra hepsi çalışma vizesini sebep göstererek, iş başvurularımı kibarca reddettiler. Daha sonrasında rotamı Türkiye’de bulunan ama yurt dışı kökenli firmalara çevirdim. Ha, bu kurala uyan her firmaya da başvurmadığımı söylemek isterim, çünkü tahmin edersiniz ki her ne kadar yurt dışı kökenli olsa da Türkiye’ye gelip, Türk çalışma kültürüne adapte olmuş ve o şekilde devam eden firmalar bir hayli fazla. Bu yüzden, bu aşamada çok seçici davrandım ve bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar başvuruda bulundum. Bunlardan bir tanesi, hiç beklemediğim bir anda geri dönüş yaptı ve böylelikle iş değişikliği sürecimde de başlamış oldu.

Bu süreç hakkında çok detay vermek istemiyorum çünkü bu aşamaların ne denli gizli olup olmadığı hakkında bir fikrim yok. Kabaca bahsetmek gerekirse, birkaç farklı mülakata girdim. Bunlardan iki tanesi yabancı dil ve teknik konular üzerine oldu, geri kalanlar ise daha çok sosyal alanlarla alakalıydı. Açıkçası kendimi hiç hazır hissetmediğim ve kendime olan güvenin çok da iyi olmadığı zamanlarda gerçekleşti bu mülakatlar ama şunu söyleyebilirim, bazen insan sahip olduğu yeteneklerin ve gücün farkında olamayabiliyor. Kendinize güvenin, çekinmeyin ve her daim pozitif olun.

Son olarak, başvuruma dönüş yapıldıktan sonraki süreçten bahsetmek istiyorum. Mülakatlar, teklif aşaması ve iş başı yapma süresi yaklaşık olarak 2.5 ayda tamamlandı. Çünkü bütün görüşmeler Skype üzerinden ve yurt dışıyla oluyordu, hem ortak bir saati ayarlamak hem de global bir firma olmasından dolayı bu süreçlerin işleyişi biraz yavaş oluyor… Bu arada, tabi ki kendi adıma çok sancılı bir istifa süreci geçirdiğimi de belirtmek isterim. Kendimi MicroDestek’te hiçbir zaman bir çalışan gibi değil, oradaki kişilerin bir kardeşi, arkadaşı gibi hissettim ve bu yüzden onlara karşı hep duygusal yönden farklı yaklaştım. O iş yaşamının getirdiği soğukluk ve sınır kesinlikle yoktu. Bu yüzden sanki aileme, arkadaşlarıma karşı çok yanlış bir şey yapmışım da, “ulan, ben bunun açıklamasını nasıl yapacağım?!” gibi bir duruma girdim. Ama neyse ki bu durumu çok iyi niyet ve hoşgörüyle karşıladılar ve bu süreçte de hep arkamda oldular. Tekrardan tüm MicroDestek ekibine çok çok teşekkür ederim, benim için her zaman çok farklı bir yerde olacaklar. Bana kattıkları ve öğrettikleri her şey için çok teşekkür ederim.

Yeni İş Yerim Hakkındaki İlk Görüşlerim ve Devam Eden Süreç

Evet, yeni işime başladım ve bu yazıyı yazarken de yaklaşık olarak 2. ayımı tamamladım. Önceki firmam hukuk alanıyla alakalı yazılımlar üretirken, burası bankacılık ve ATM’ler üzerine yazılım üretiyor. Baktığınız zaman çok farklı iki alan aslında ve bu benim için de kolay olmadı. Geride bıraktığım 2 aylık periyotta hem bankacılık terimlerini hem ATM’lerin çalışma mantığını hem de şirketin ürettiği ürünleri tanımaya çalıştım ve hala daha devam ediyorum.

İki firmayı karşılaştırma gibi bir şey yapmayacağım çünkü ikisinin üretim yaptığı alanlar çok farklı ama kısaca aralarındaki bazı temel farklardan bahsetmek istiyorum. İlk olarak, bir tanesi Türk, diğeri ise yabancı menşeili bir firma. Bundan kaynaklı olarak iletişim kurduğum insanlar tamamen farklı çünkü yeni firmamın çok uluslu bir yapısı var ve muhatap olduğum insanlar arasında her kıtadan insan var. Kişisel olarak koyduğum hedeflerden bir tanesini tamamen olmasa da kısmen gerçekleştirdim aslında, çünkü işim gereği iletişim kurduğum insanlar farklı farklı kültürlerde yaşayan kişiler. Zaman ilerledikçe ve bir araya geldikçe, bu kişilerle olan sohbetimin farklı boyutlara (geyik?) ulaşacağını da düşünüyorum. Bir diğer farklılık ise yine yeni firmamın global bir bir olmasından dolayı uzaktan çalışma gibi bir durum söz konusu. Bu ne demek, toplantılar, iş görüşmeleri, ikili sohbetler vs. hep internet üzerinden oluyor ve aslında bu da Türkiye’de pek alışık olduğumuz bir yapı değil. Bunların dışında kullandığımız programlama dilleri, teknolojiler, iş disiplini/kültürü gibi konular çok benzer, aralarında büyük farklar yok.

Dediğim gibi yeni çalışma sektörün ATM’ler ve bu alanda da hiçbir bilgimin olmadığını söyleyebilirim. Gün geçtikçe öğreniyorum ve aslında ne kadar büyük ve ciddi bir alan olduğunu da görüyorum. Hizmet sektörü gerçekten zorlu bir alan ve senin ürününü kullanan kişinin davranışlarını kestirmek ve o davranışlara göre ürününü özelleştirmek için ciddi anlamda emek ve öngörü gerekiyor.

Geride kalan 2 aylık süreçte, genel olarak şirketin ürünlerini tanımaya yönelik bir eğitim aldım ve bu eğitim durumu hala devam ediyor. Yeni bir iş, yeni bir şehir, yeni insanlar, yeni ev, yeni, yeni, yeni… Kısaca her şey yeni. Bu bir yandan çok güzel bir fırsat ve hayatın heyecanını artıran bir şey bana göre, diğer yandan yeniliklerle birlikte gelen zorluklar da var ama insanın kendisi mutlu olduğu ve yaptığı şeylerden zevk aldığı sürece her şeyin üstesinden bir şekilde geliyor ve bu yenilikler daha da eğlenceli bir hal alıyor.

Devam eden süreçte, kendimi daha da geliştirip, çalıştığım alanda başarılı olmak ve kendimi kabul ettirmek istiyorum. Çünkü bu da kendim için koyduğum hedeflerden bir tanesi. Umarım en kısa zamanda bu hedefimi de gerçekleştiririm. Eğer buraya kadar okuduysanız da çok teşekkür ederim, hikayemi ve görüşlerimi okudunuz, öğrendiniz.

Sağ olun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.