Şehir Değiştirmek: İzmir’den İstanbul’a…

İlk şehir değişikliğini liseden üniversiteye geçişimde Manisa’dan Urla’ya, yani İzmir’e taşınarak gerçekleştirmiştim. Yaz tatillerinde Çeşme’ye gidenler, yollarda Urla tabelalarını mutlaka görmüşlerdir. Çeşme’ye gitmeyenler ise sosyal medyada paylaşılan yaz festivalleri posterlerinde mutlaka adını görmüşlerdir. Bir dakika! Şimdi aklıma geldi! Üniversite hayatım boyunca Urla’da yaşadıklarım ve Urla hakkındaki düşüncelerimi içeren yazıyı yazmaya karar verdim. İlerleyen günlerde o yazıya da göz atmanızı öneririm, tabi merak ederseniz…

İzmir’den İstanbul’a taşınma sürecime dönecek olursak; bu taşınma sürecinin temelinde iş değişikliği yatıyor. İstanbul, biz yazılımcılar için olmazsa olmazlarından biri gibi, tanıdığım birçok yazılımcı, hayatının bir döneminde mutlaka İstanbul’da bir firmada çalışmış veya bağımsız iş yapmış. Benim İstanbul’a gelişim ise çok ani ve planda yokken gerçekleşti. 2 ay içerisinde hem iş görüşmelerini tamamladım hem de taşındım. Bu süreci anlatacağım bir yazıyı da kaleme (klavyeye?) almayı düşünüyorum…

İstanbul mu? Mersi…

Her şeyden önce şunu belirtmek isterim, hayatımda İstanbul’a sadece bir kere gitmiştim o da üniversite sınavına hazırlanırken dersane gezisiyle, İstanbul’daki üniversiteleri dolaşmaya. Bu gezi dışında İstanbul nedir, nasıldır hiçbir fikrim yoktu. Sadece ekranlarda gördüğüm, okuduğum ve arkadaşlardan duyduğum kadarıyla biliyordum. Taşınmaya karar verme süreci benim için bir hayli zor oldu çünkü İstanbul’dan hep korkuyordum. Kalabalığı, her kültürden ve coğrafyadan insanın oluşu, hayat pahalılığı ve son dönemlerde yaşanan terör saldırılarından dolayı daha da tedirgin olmuştum İstanbul hakkında. Hedeflerimi gerçekleştirmeye ve kişisel anlamda gelişimime katkı sağlayacağını düşündüğüm için bu kararı çok da düşünmeden, ani bir şekilde aldım.

izmir vs istanbul

İstanbul vs. İzmir

Evet, İstanbul, İzmir’e göre daha kalabalık, daha geniş ve daha pahalı. Henüz Şişli – Osmanbey hattının dışına tam anlamıyla çıkmadım. Günlük hatta birkaç saatlik Beşiktaş, Taksim ve Kadıköy kaçamaklarım dışında İstanbul’u hiç gezmedim. Ev arama sürecinde Mecidiyeköy, Şişli, Osmanbey ve Fulya civarlarında fazlaca dolaştım ve bu süreçte Eyüp’te ve Ümraniye’de kaldım.

Toplu Ulaşım

Toplu taşımayı fazlaca kullandım, bir uçtan diğer uca ulaşmak için metrobüs, vapur, metro ve otobüs hepsini kullandım. İzmir’e kıyasla, toplu taşıma konusunda İstanbul’un bariz bir üstünlüğü olduğunu söyleyebilirim. Hem her ulaşım aracında sefer süreleri oldukça sık hem de daha opsiyonlu. Yani, bir yerden bir yere gitmek istediğiniz zaman önünüzde birkaç otobüs hattı opsiyonu var ya da metroyu kullanabilirsiniz. Urla’dan İzmir’e gitmek istediğimde, yalnızca bir otobüs hattına mahkumdum ve bu otobüs, saatte iki ya da üç kere kalkıyordu. Toplu ulaşım araçları İstanbul’da her saat dolu, zaman zaman oturuyorsunuz da ama hafta içi 17.00 ile 20.00 arasında bindiğiniz zaman gerçekten sıkış tepiş gidiyorsunuz. Diğer saatlerde, İzmir’de olduğu gibi, çok bir fark olmuyor bence.

İnsan Yapısı

Dediğim gibi, hayatım hala çok sınırlı bir alanda geçiyor, bu sebeple farklı lokasyonlardaki insanlarla iletişim kurmadım ancak iş yerimin bulunduğu lokasyon sebebiyle her türden insanla muhatap oldum. Esnafla, beyaz yakılı kesimle ve sokaktaki insanla da konuştum. Gördüğüm şu, insanlar sürekli bir yerlere yetişmek için hareket ediyorlar ve acele içindeler. İzmir’deki rahatlık, akdeniz ikliminin getirdiği sıcaklık maalesef burada şimdilik yok. Hem evimin olduğu apartmanda hem de iş yerimde sürekli asansör kullanıyorum ve insanlar sadece birkaç kelime konuşuyorlar: “günaydın”, “iyi günler” ya da “iyi çalışmalar”… Ben birkaçına laf atmayı denedim ama beyaz yakalı kesim henüz sohbeti ilerletme konusunda istekli olmadı. Esnaflar ya da kuryeler bu konuda kesinlikle daha iyi! Bu konuda İzmir’i özlüyorum…

Ekonomi

Eveet, belki de en can alıcı nokta. Okuduklarınız, duyduklarınız doğru arkadaşlar, İstanbul’da hayat pahalı. Aslında genel olarak Türkiye’de hayat pahalı ama burada bir tık daha fazla diyebilirim. İzmir’de 1000 lira civarına kiralayacağınız evler, burada 1400 – 1500 liradan başlıyor. Bence bunun en temel sebebi, merkezi yerlerde insan popülasyonundan kaynaklı bir talep yoğunluğu söz konusu. E hal böyle olunca ev sahipleri de nasıl olsa tutulacak diye düşünüp fiyat yükseltiyor. Normal karşılıyorum ben bu durumu, onlar da haklı, sonuçta arz talep meselesi. Toplu ulaşım dışında İstanbul’un İzmir’e karşı avantajlı olduğu bir durum yok bence. Marketler zaten aynı, Migros aynı Migros, Bim aynı Bim. Ev eşyası alacaksanız bu alandaki mağazaların fiyatları da aynı.

İstanbul’a geldiğim için maaşımda hatrı sayılır bir miktarda artış oldu ama aradaki bu fark direkt olarak ev kirasına gidiyor. İzmir’de ev arkadaşım vardı, burada tek başıma yaşamaya karar verdim ve bunun sonucu da maddi olarak cebime yansıyor haliyle. Orada kira ve faturalar için X lira veriyorsam, burada bu tutar 3X oldu diyebilirim.

izmir vs istanbul

Eğlence, Etkinlik ve Gece Hayatı

İzmir herhalde bu konularda İstanbul’un eline su dökemez. Her kategoride İstanbul’un inanılmaz geniş bir listesi var. İzmir’de bu kategoriler için semt olarak Bornova, Alsancak ya da Bostanlı var. Ben Urla’da yaşadığım için bu üç lokasyona ulaşımım zor oluyordu, gece mutlaka bir arkadaşımda kalmam ya da 22.30 – 23.00 gibi mekandan ayrılıp Urla’ya dönmem gerekiyordu. İstanbul’da ulaşım çok rahat olduğu için böyle bir sorun yok.

Tiyatro izlemeyi, sinemaya gitmeyi ve canlı müzik performansı dinlemeyi seven birisiyim, İstanbul bu tür etkinliklerde derya deniz… Şimdilik gördüğüm kadarıyla Beşiktaş, Taksim, Kadıköy, Şişli, Üsküdar gibi semtlerde hem sinema, hem canlı performans hem de sahne sanatları alanlarında birçok etkinliğe gidebilirsiniz. Burada düzenli olarak haftada iki kere devlet tiyatrolarına, ayda bir konsere ve ayda birkaç kere sinemaya gidiyorum. En güzel yanı, evimin güzel bir lokasyonda olmasından dolayı bütün bu etkinlikleri haftaiçi de yapabiliyorum!

Doğa ve Spor

İstanbul’un ezici bir şekilde Urla’ya kaybettiğini düşündüğüm noktalardan biri de doğal alanların azlığı ve şehir merkezinden oldukça uzakta oluşu. İzmir merkezini düşündüğümüz zaman doğal alanların sayısı ve erişim kolaylığı, Urla’ya göre yine kötü ama İstanbul’a göre birkaç tık daha iyi.

Ben doğada vakit geçirmeyi, doğayı izlemeyi ve dinlemeyi, ağaçları, gökyüzünü seven bir insanım. Maalesef betonlaşma hat safhada ve bu durum hem ağaçları hem de gökyüzünü gün geçtikçe bitiriyor. Urla’dayken haftasonları dağa, tepeye yürüyüşe gider, işe dağı, tepeyi ve denizi izleyerek gidip gelirdim. Bu konuyu düşündükçe üzülüyor ve umutsuzluğa kapılıyorum istemsizce… Burada en çok özlem duyduğum şeylerin başında ağaçlar ve gökyüzü geliyor.

Boyoz?

İzmir’li olup da İstanbul vs İzmir başlığında boyozu atlamak olmazdı. Buradaki CarrefourSA marketlerin fırın ürünlerinin satıldığı reyonda boyoz düzenli olarak çıkıyor, ayrıca Şişli’de Cevahir AVM’nin yakınlarında bir pastanede de boyoz satıldığı gördüm. Çok romantikleştirilen bir mevzu olduğunu biliyorum boyozun ama ben gerçekten severek yiyorum. Haftasonları da genelde bir gün kahvaltımı boyozla yapıyorum. Çiğdem ve gevrek diyecek olursanız, üzgünüm… Fazla romantikleşmeye gerek yok. 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.